27 Şubat 2014 Perşembe
Öyle gürültülü sevdim ki seni; dünyadaki herkes sağır.
Kimse duymuyor, bağır!
Uzaydan bahset bana, zürafaların boylarından, gezegenlerden bahset, yemekten bahset, annenden bahset..
Bugün sen olmasaydın; yar-
Sadece bizim amin diyebildiğimiz bir duanın besmelesi sendin.
Adın ile başladı hepsi..
Ahşap bir evin merdivenleri,
Duyduğum senin ayak seslerin.
Dışarısı inadına benden beyaz..
Karanlıktan korkunca sakallarını kafama çekerim..
Korktuğumu ilk kez geçen yıl bugün söyledim..
Bir çocuk parkı, salıncaklar;
Duyduğum senin sesin.
Daha yükseğe, daha yükseğe!
NAZAR VAR BENDE KURŞUN SIKMAK LAZIM.
Kem gözler gözümün içine içine bakıyor. BURUŞMUŞ GAZETE KAĞITLARI ÖLÜM FERMANIMIZDI.

Sorun sexte değil bende.
KatilOlmak : Cinnete gelmeden sağda inin. Hemen burnunuzun dibinde.
NOT:Bugün tamamiyle kendim için ve aklımı kaçırmamak için yazdım.Ama elbetteki ölmek istemiyoruz hiçbirimiz! Tanrım elimi tut. ... Herbi boku bildiniz de noldu cinsdaşlarım? Başımız uçmayı mı öğrendi, yoksa denize doğru sallandı mı? Bundan sonrasını da anlamayıveriniz zaten? Herşey bu kadar anlamsızken. Ki hayat hiç tekin değil. Biraz daha bekleyin.. Özgürlük uçmakta saklıysa, Hezarfen az da olsa özgür kalabilmiş. Bulutların renksiz olduğunu da görmüş. Bazılarına göre bulutlar farklı seyirlerde ve de renkte olabilirler. Hayır unutun bunu! Ki bulutlarınızın rengi toz pembeye çalıyorsa, İz bırakmadan kaçın ordan. Bu işte bir ibnelik var. Koşun! Koşar adım çıktığınız soğuk odaya sürünerek döneceksiniz yerleştirin beyninize! Hepiniz birer katil adayısınız. Ve ben içimde öldürdüğüm binlerce insan aşkına! Ben görebiliceğiniz en dağınık katilim! Her maktülün bir parçasını ardım da bıraktım. Bi kısmı da yüzde yüz doğal pazar torbamda. Ben yüzde yüz doğalım! Ben yüzde yüz deliyim. Ben yüz de yüz arayanım. Ben yüz de yüzbinlerce yüz görenim. Bana tekil gelmeyin, Herşeyin farkındayım. Türk sinemasında ki kötü karakter, Zengin kızın paşa babası, Fakir kızın güzel annesinin gözünün üstünde ki kaşıyım. Günün birin de başka bir katil beni öldürmek isterse, Göğsümü gere gere, Göğsümü sunacağım. Pişman olmaması veya acımaması için, Gözlerimi kapaması gerekecek. Yapabildiğim en iyi şey bakmak benim. Ve acıktıysam aklımı yiyebilirim. Bantlarına yara arayanım ben. Yüzü bebek poposuna dönsün diye bir damla tuz ruhu kullan diyen de benim! O adamı öldüren de benim Evet ordan uçan da benim. Havuza işeyen de büyük ihtimal benim gelecekte doğacak olan oğlum! Bütün fahişelerin sırtını sıvazlayan da benim. Anlayışla karşılayıp gözbebeklerini büyüten de benim. Ben bir katilim. En anlamlı cinayetimi de kendim de bitiririm. Çok şahşahalı, Havai fişekli, Davullu zurnalı. En ihtişamlı benim ki olmalı. Hezarfen’den sonra özgür kalan ben olursam, Tarihe altın harflerle yazmalı. Tonlarca ceset ve birikmiş hesaplarla uçtu. Uçtuğu gibi sert zemine kondu. Bu zaten akılda kalıcı bi’ sondu
Ve Biz Gaipten Sesler Duymaktayız.

Ve doktor,
Tedaviyi tamamladıktan bi'kaç gün sonra cadı diye diri diri yakılacaktı.
Bunu gören hastalar intihara koşacaktı.
-Doktoru öldürürsek, hastalık ortadan kalkar.
-Birşeyleri ortadan kaldırmak için önce ortalığı kolaçan et!
Burnunu çeke çeke atlas yorganlara sarıyor bedenini SayınHasta.
Hastanın sesinde bi cafenin üst katında ki balkon var.
Sigara içmek için üst kata çıkıyor.
Hastanın gözünde sadece İstanbul'un martıları var.
Ankara'ya kadar ulaşıp suda boğuluyor.
-İnsan yağından sabun yapıyoruz burda!
-İnsan beyninden salata!
-Kafa karıştırma.
Hasta annesine yalvarıyor beni sar, beni öp,
Sonra doğur beni.
Minarenin tepesinde ki hocanın sesi,
Detone bi popstar.
Herşey elindeki çizgilerde.
Başlangıcıysa milattan önce 3000.
-Sesim kısık artık.
-Bi sigara yak iyi gelir.
Beni ne çok seviyorsun!
Hastaydık.
Ölüyor gibiydik.
Ama ölmüyor idik.
İşte öölüm gibi birşeydi!
Ki sonumuza daha çok vardı.
Büyülü ilaçların büyücü yapıcısı
Ve içeni gururlu bi okadar tatminkar.
Biz ilaçlarımızı aksatmıyoruz. SayınDoktor!
Hayır düzenli olarak içer gibi yapıyoruz.
Biz doğuştan zatürreyiz!
Ki zaten bizi yalan söylemeyi iyi bilen birileri yazdı.
İyilik perimiz kafamızın üstündeydi.
Elindeki sihirli değneği aldık, yerine bi sopa verdik.
Gülümseyen peri,üzerimize bir başka yürüyor.
Kafamızı patlatıyor.
Beynimizi açsak açlıktan yeriz!
Ve biz ilaçlarımızı aksatmıyoruz. SayınDoktor.
Biz doğuştan anemiğiz.
-Bağışlıyorum kanımı!
-İçinde ki bütün mikroplarla, cümleten!
-Bağışlamıyorum diğerlerini.
Ve biz hasta değiliz. Hatta biz figüranlarız geri kalanı da bize
sus payı olsun diye yazıldı.
Ve biz gaipten sesler duyarız çoğu zaman.
Yumruk ve yere damlayan kanın sesleri.
Neyin kafasını yaşıyoruz ki?
Bizim kafamız dövüş kulübünün eseri.
Ve biz hala gaipten sesler duymaktayız.
-Hapşu!
-Hasta mı oldun sen?
-Hayır iyi yaşamamı dilemen için numara yaptım.
SİZE KAFA ATSAM? KAFANIZI DAĞITMIŞ OLURSUNUZ? NE DERSİNİZ?*

Bir annem benimle yaşamaya teşebbüs ediyor.
Bir de sevgilim beni hayatına dahil ediyor.
Dahil olmayı başarıyla hayata geçirince.
Dahilerin hayatına geçiriyorum.
Büyük bir zevk ve şehvetle.
Beynimde ki depremler ve damarlarımda çöken binalar;
Midemde kibomba imha ekibi
Ve siyah bond çanta.
Çantanın içi aklımın silahlarıyla dolu.
Ve 'Ben bir silahım! Ama hiçbir silah yaralamaz insanı,bir başka insan olmadan!'
Terkedilmek insan sıfatına bürünüp,
Beynimde yatıya kaldığından beri;
Seri ilanlar sayfasında seri katiller arıyorum.
Uzuvlarımın seri yokoluşlarında parmak izleri için.
Aynada kendime hemşire edasıyla 'SUS' işareti yapıyorum.
Asıl mesleği doktorluk olan,
Katillere parmağımı vurduruyorum.
Teknolojiyi sevmiyorum ben.
Temassız konuşmayı küfürden sayıyorum.
Verebildiğim yegane tepki hıç-
kırık kalp, sıkıntı ve ağlamak.
Gözyaşı pınarından özgürlüğünü ilan eden damla
dudaklarıma ulaştığında,
Doktor tavsiyesi gargara.
Dişlerimi taşlıyorum.
Dişlerimi gösteriyorum.
Çevremde ne var ne yok hırlıyor.
Yastığım,dolabım,okunacak kitabım, sigara ve tablası.
Gökyüzünü sırtımda taşıyorum ben.
galiba cismim
yıldız yağmurunda rüya şemsiyesini açan casus gemi!
Yılım kadar yıldıza sırtımı dövdürüyorum.
Omzumda taşıyorum kendimce dünyanın ikizini!
Galaksi onca arpa yükü.
Hafif insan.
Samanyolu.
Hastaneler geziyorum.
Morgları kolaçan ediyorum.
Dahiliyeden çıkıp ruh ve sinir hastalıkları hapisanesine gidiyorum.
Ben birşeylere bağımlıyım ve bağım amatem!
Güzel bir yürüyüşün ardından başhekimin odasında soluklanıyorum.
Bitiriyorum.
Tedaviye cevap vermiyorum.
Doktora tavsiye de bulunuyorum.
"Beyin kanseri olmuşsunuz ne acı.
Size bir yogurtlu deli alayim birde sizofren ustu paranoyak.
İyi gelecektir."
"Hastasın sen!" diyor.
"E ben bunu biliyorum zaten. Kafam dağılsın diye size b*k attım.Yada durun!"
Evet biliyordum. Deserebre olan kobay bendim.
'Size bi kafa atayım. Hem kafa dağıtmış olursunuz hı?'
cinnetparçacıkları I
Ve Elinden Hiçbişey Gelmez.
Bu Bizim Paranoyamız Değil!
9 Temmuz 2012 Pazartesi
Çünkü; Kadındık Biz.
![]() |
| kadın |
Bir kadının hayatına "gitme" diyebileceği bir adam girmeliydi.
Reformları son bulmuş Sovyetler Birliği gibi dağılmış bir aklı toplamalıydı birileri.
Sevdalar doğurup, göğsünde yollar biriktiren bir kadının;
Aklından kalbine aracı olmalıydı.
Aklını en yakın yürekte kaybedenlerdendik.
Tırnaklarının üstü oje, arası kan dolanlardan.
Kasıklarından sancısı eksik olmayan,
Dudaklarını jiletle parçalayanlardan.
Silahın kabzasına, geçmiş biriktirenlerden.
Islak sevenlerdendik biz,
Beynini duvarlara vurup vurup susturanlardan.
Çift kişilik bir aklın,
devrik cümleli tekil yolcusuyduk.
İçinde devrimler yapan, dışında milliyetçi.
İnen son ayetin, ilk reddedeniydik.
İnandıklarından korkan.
Kaybedilenin arkasından ağlanır mıydı hiç?
Rakı yalnız içilir miydi?
Günahtan zevk alan, cehennemden korkar mıydı?
Çünkü Elif'tik biz,
Dünya dönsündü.
Yine biz dimdik,
Yine alnımızda kan ter.
Yine karşı dururduk.
Başımız yoktu ki, sonumuz olsundu.
Başımız koptu ki,
Aşkı bulduk.
Gözlerinden uyku akan gecenin kör katilleriydik biz.
Şiirler doğururduk, en sonuncusunda öldük.
Bir mevsim vardı ki, saçımız yüzümüze dalgalanırdı.
Kestik en ince ayrıntısından.
Bir zaman kel kadındık biz.
Boynumuz sırat köprüsü,
Bir adamın dudak kenarına uzanan.
Şarkı söylerdik biz.
En sevdiği yerden başlayan.
Bülbüldük biz.
Kafesine pisleyen.
20li yaşlarında sövenlerdendik gelene geçene.
Küçüktük biz,
çocuktuk.
Atlı karıncalar, süvariler.
Savaşa hazır tek kişilik bir orduyduk!
Yeri geldiğinde amazonduk biz.
Göğsünde top tüfek yumuşatan!
Topal bir barış güverciniydik,
Kanadında salıncaklar barındıran.
Aşık bir kadının,
Yaralarıydık biz.
Sadece bir adama sunulan.
1 Nisan 2012 Pazar
DUDAKLARIM BİR ASTRONOTU ÖPÜYOR.
![]() |
| astronot |
Otostop çeken astronot bir çocuğu arabanıza almazsınız.
Sağa çekip, el verip kol kaptırırsınız.
Yer çekimine kafa tutarsınız, hatta kafa atarsınız.
Dünya;
Çocuğunu yiyen bir aborjinin ağzı gibi kokuyor.
Ve durup bir nefes alıyoruz.
Çocuk oyunudur yerden yüksek!
Sesini aç, otopsi şarkılarına içelim!
Ve aşk; inceldiği yerden dikmektir kopmak üzere olan etini.
Nevruz kutluyor birileri.
Birileri yaktığımız gemilerin üzerinden atlıyor.
Geçmişte kalmış, çaput bağlayıp dilek dilemeler.
Sizin yerinize diledi birileri, bütün dileklerinizi.
Ve Tanrı artık, mutlu sonlar için insan üretmeyi kesti!
İşbirliği mi onunla?
Dua etmeyeli, zaman üzerinizden geçiyor.
İstenmeyen çocuklarınıza bakın!
Zaman her birinizi gebe bırakıyor.
Doğurduğum bütün bebekler ölü,
Ve ben doğurmadan reddettim her birini.
Cürretsiz birer cellat, yaşı kadar konuşan her bir birey.
Ve ben çoktan büyümüş, bir kız çocuğuyum.
Saçımı kestiğim günden beri,
Reddedildim.
Küçük bir kadının memeleri kadar dikti başımız.
Ve kellemizi vurduk.
Milattan önce..
Savaş Tanrılarıydık!
En son kendimize savaş açtık.
En son savaşımızı kaybettik.
Bir adamın göğüs kafeslerinden sesleniyorum size!
Ellerim parmaklıklarda.
Dudaklarım bir astronotu öpüyor!
Ve onlar;
Kanlarında boğuluyorlar,
Herkes aç.
Kendilerini yiyorlar!
Herkes aç.
KAÇ!
Kaçtım.
Otostopçu astronot bir çocuğun elinden tuttum,
Kaçtım.
Nereden bilecektim,
Dünya'ya hizmet edeceğimi
Ve dünyayı kendime çekeceğimi.
Biz aya ayak basan ilk aşıklardık.
7 Şubat 2012 Salı
SENDEN BAŞKA ART NİYETİM YOK BİLESİN.
21 Kasım 2011 Pazartesi
Üzerimde senden daha şık duracak bir ecel tanımıyorum.
![]() |
| rüya yorumlamak |
13 Kasım 2011 Pazar
Yazmazsam ölürdüm anı.
14 Ekim 2011 Cuma
Bekle bi, elimin hamuruyla aşk yapıyorum sana.

21 Eylül 2011 Çarşamba
Asla okunmayacak, okunsa da anlaşılmayacak mektuplar -II-

Bu ikinci merhabam sevgilim. Hal hatır sormayı geçiyorum hemen.
Telefonuma bakmayalı baya oluyor sanırım. Baktığım da 3 mesaj (2'si banka) 1 tane de cevapsız arama vardı. Cevapsız bıraktıklarımdan biri idi. Odam karanlık sen iyi biliyorsun, iki mumla aydınlanıyordu. İçim karanlık onu da biliyorsun, sen içime bakınca aydınlanırdı. Şimdi karartan bakışlardan kaçıyorum, aklımın trafoları bozuldu. Kaçak elektrik kullanan, gece kondu semti gibiyim. Belediye girdi ve dağıttı kaçak yapılarımı.
Seninde sevdiğin bir şarkı çalıyor. Bende aynanın karşısında bağıra çağıra eşlik ediyorum. Senin sevdiğini biliyorum. En tiz seslere çıkıyorum biliyor musun?
Çok ağlamaklıyım, ama bir şeyler beni güldürebiliyor yine de. Örneğin; bazı fotoğraflarımız işte. Onlar yüz kaslarımı çalıştırıyor.
Sürekli kendime saldırıyorum. Hatalarımı saman kağıtlara yazıyorum. Aştıklarımı gemi ve uçak yapıyorum. Ben tembel hayvandım ya. O günde 20 saat uyuyormuş. Ben 20 saat uyanığım. Yağmur yağdı, ben çıkardım bütün kışlık abalarımı. Islandım, sırılsıklam oldum. Yemek yaptım, çay demledim. Demiştin ya "ikisi aynı anda doldurulmaz köpürür" o günden beri, köpürtmüyorum. Yoğurdun kaymağını hemen sıyırıyorum. Leblebi helvasını hala merak ediyorum. Midem hep ağrıyor sen yokken, hep kusuyorum. Zayıfladım diye beni sevmeyeceğini bile düşünüyorum. Hayatında hep kaybetmişse insan, büyük pes etmişse karşısındakinin de son şansı çıktığında bunu damarlarının içinde hissederdi. Ben seni kazanamazsam, ben dahil herkes kaybedecek.
Hele sensiz uyuduğum uyku, ölümün denemesi gibi. Sol tarafında uyuyup, korkunca kolunda uyanmazsam, irkildiğimde bedeninle sevgin arasında sıkıştırıp kendini hissettirmezsen uyku yok. Uyurken arkamı dönünce omzumdan öpmezsen sabaha kangren uyanıyorum.
Biz burnumuzu bile beraber çektik, sen benim gözümü silerken, benim elimde senin yüzündeydi. Hıçkırığımız bile eşti. Şimdi gözyaşımı da alıp, (eğer varsa) öbür dünyaya gitmek istiyorum. Bu yokoluşu bir tek sen anlayabilirsin.
Gülmeliydik biz aslında. Hep güldürebilmeliydim. Şarap içip, kahkahalar atmalıydık, sevişirken aklıma gelmeliydi bütün tuhaflıklar. Sen ki benim göz bebeğimi bile öpen Adam'sın. Kirpiklerini dudağımın arasına aldımdı. Kirpiklerin bile sıcaktı Adam! Yüzünün bütün coğrafyasına bayrağımı diktim ben. Boynum bir tek sana uzun yol.
Dünyayı sikeyim! Bırak başkaları kurtarsın burayı. Sen beni öpersen herşey geçecek, bilmiyor musun?
Elimi tutsan yeter..
Çok değil gerçekten, azıcık sevsen yeter.



